PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kaygan Zeminde Yol Tutuş


mrdnmz
07-10-2008, 17:04
İleri sürüş sistematiğini iyi uygulayan bir motorcu, tehlikeyi önceden görerek konumunu-hızını kendisini güvene alacak şekilde ayarlamayı ve bunu zamanında yapmayı becerebilmelidir. Ancak arka tekerleğin kaygan bir zeminde aniden tutuşu kaybetmesi en beklenmedik zamanlarda, en usta binicilerin bile başına gelebilecek hadiselerden biridir. Yolda bir su birikintisi, kumlu bölge, çöp kutusundan yayılmış çöp sıvısı,vs.. üzerinden geçerken, özellikle itiş gücünü sağlayan arka tekerlek birden patinaja kalarak motorun geri kalanından bağımsız hareket etmeye ve yanımıza gelmeye başlayabilir. (Ön tekerlek yol tutuşu kaybettiğinde bizi kurtarabilecek bir teknik henüz icad edilmedi) Bu durumda ne yapmalı?

Arka tekerleğin yol tutuşunu kaybetmesiyle beraber patinaja kalarak yanımıza gelmesinin akabinde yapılacak tek doğru hareket vardır. "Debriyajı çekmek". Peki neden?

Bildiğimiz gibi, motosikletin ilerleyebilmesi veya durabilmesi için ihtiyacımız olan şey Yol Tutuş. Lastik yolu tutmadığı taktirde ne motoru durdurabiliriz nede ileriye doğru yönlendirebiliriz. Bu açıklamadan sonra devam edelim.

Arka tekerlek, yol tutuşunu kaybettiği için patinaja kaldığında ne oluyor? Bu durumda, arka tekerlek, motosikletin o an ki seyir hızından daha hızlı dönüyor. Ancak bu artan hızı, çatal vasıtasıyla motorun geri kalanına iletilip onu hızlandıramıyor (yol tutuşunu kaybettiği için). Bu yüzden artan enerjisini boşa dönerek ve kendisine en uygun rotayı seçip oraya yönlenerek atıyor. Yani arka lastiğimiz ön lastikten daha hızlı döndüğü için ve ön lastiği kendi süratine çıkaracak itişi - yol tutuş eksikliğinden dolayı - gerçekleştiremediğinden, kendisine bir yön bulup motordan bağımsız şekilde ileriye (ve sıklıkla yana) doğru hareket etmeye başlıyor.

Bu durumda cevap aslında kendini ortaya koyuyor. Yapılması gereken, arka lastiği ön lastikle tekrar aynı hıza indirmek. Ne daha fazlası, ne daha azı. Peki bunu nasıl yapabiliriz? Şimdi alternatif çözümleri teker teker inceleyip hangisinin doğru olduğuna bakalım.

Gazı Keselim: Gazı kesmek arka lastiğin hızını düşürecektir. Bu doğru. Ama gaz kesmek bir nevi arka fren yapmak olduğundan, bu aynı zamanda ağırlık transferini başlatacak ve ağırlığın ön tekerleğe doğru aktarılmasına sebep olacaktır. Buda arka tekerleğin hafiflemesi demektir. Zaten azalan yol tutuş yüzünden belaya giren başımız, arka tekerlekteki ağırlığın iyice azalmasıyla tümden ağrıyacaktır. Yol tutuşunu tamamen kaybeden arka tekerleğin ise daha da kontrolden çıkacağını söylemeye gerek yok herhalde. Gazı kesmeyin ve fren yapmayın.


Gazı Arttıralım: Gazı arttırmak, zaten yol tutuşunu kaybettiği için patinaja kalan ve yön değiştiren arka tekerleğin daha yüksek süratla patinaj çekmesine ve daha da fazla motorun yanına gelmesine sebep olacaktır. Düşmek iseyenler için iyi bir seçim.


Gazı Sabit Tutalım: İlk başta en doğru seçim gözüküyor bu. Ancak 2 sorunumuz var.

A: Gerçekten gazı sabit tutmamız genelde mümkün değildir. Yol yüzeyindeki pürüzler, motorun kıçını toplamak için verdiğimiz kontra dan dolayı bileğimizin değişen açısı, kendimizi kastığımız için üst gövdemizin kolumuzu oynatması, vs.. sebeplerden dolayı gazı sabit vermek son derece güçtür.

B: Gazı sabit verebilmiş olsak bile, verdiğimiz gazın miktarının motorun o anki hızı ile tamamen orantılı olması gerekir. Bu oranı o panik halinde tutturabilmek neredeyse imkansızıdr.


Debriyajı Çekelim: Doğru yanıt budur. Arka lastik her zaman ön lastiğin izinden gider. Ta ki ikisi farklı hızlarda hareket etmeye başlayana kadar (arka lastiğin ön lastikten daha hızlı dönmesiyle yana gelmesi veya daha yavaş dönmesinden dolayı kızaklayarak yana gelmesi durumları). Bu durumdan (ön lastikten daha hızlı döndüğü için yana gelmesi durumu, kızaklayarak gelmesi durumu ile aynı değil. O apayrı bir konu. Sakın karışmasın.Sonuçları ölümcül olabilir) kurtulmanın yolu ne demiştik? Arka lastiğin tekrar ön lastikle aynı hıza inmesini sağlamamız lazım. Bunun ayarını madem ki kendimiz gaz kolunu kullanarak yapamıyoruz. O zaman bırakalım motor bunu kendi yapsın.


Debriyajı çekerek biz ne yapmış oluyoruz? Motorun ürettiği gücü, arka lastiğimize aktaran aktarma organlarını birbirlerinden ayırmış oluyoruz. Motor çalışmaya ve güç üretmeye devam ettiği halde, arka tekerleğe bu güç ulaşmıyor. Kendisini döndüren veya durduran herhangi bir motor gücünden bağımsız kalan tekerlek artık tek bir kuvvetten etkileniyordur. İleriye doğru hareket eden motordan. Hala ileriye doğru hareket halinde olan motor, arka tekerleği bir nevi peşinden sürüklemeye başlar. Bu sefer iki tekerlekte aynı hıza gelecektir. Buda bize 2 avantaj kazandırır.

1: Arka tekerlekle ön tekerleğin hızlarının aynı olması demek, hala öne doğru bir ağırlık transferi olsa bile (sonuçta yokuş aşağıya gidilmiyorsa, motor gücü kesildiğinden dolayı azda olsa bir yavaşlama sürecine girilmiştir. Yavaşlama demek yükün öne gelmesi demektir.) artık ağırlığın daha az kısmı öne kaymış durumdadır ve genel ağırlık dağılımı daha dengelidir. Buda arka tekerleğin daha çok yere basmasını sağlar (fren yapılmasına veya gaz kesilmesine kıyasla).

2: Kendi yönünü değiştirmesine sebep olan enerjiden kurtulan arka tekerlek, aynen bir lokomotifin arkasına bağlanmış vagon gibi ön tekerleği izleyecek ve böylece kendi yönünü bulmaya çalışmaktan vazgeçip ön tekerlekle aynı hizaya geri gelecektir.


Elbette tüm bu senaryo oynanırken, binicininde motorun üzerinde kazık yutmuş gibi hareketsiz durması beklenmiyor. Zaten motorun kıçının yan tarafımıza gelmesiyle, içgüdüsel bir şekilde dengemizi bulmaya ve kontra ile motoru toplamaya çalışırız. Aksi taktirde, değişen ağırlık merkezinden dolayı düşmemiz gerekirdi. Ancak bu yazının amacı böyle bir durumla karşılaşınca motorun kontrollerinin nasıl kullanılması gerektiğinin öğrenilmesi. Sürüş sırasında vücudun konumuna şuan hiç girmiyorum. Onu anlatabilmek bir dert, yazıdan anlayabilmek ayrı dert.
Yukarıdaki yazı elbette alıntıdır. Ancak kavrama sistemi otomatik olmayan (tabiri caizse vitesli) motorsikletler için geçerli.

Peki ya scooter'cılar olarak nasıl toparlıyoruz???