Baybora
06-04-2010, 09:45
http://www.hbs.be/images/hofame/James&Bike.jpg
Motosiklete bin oğlum / Doğmamış Bir Çocuğa Mektup
Motosiklete bin oğlum çünkü motosiklet hayattır
Nefis bir yazı okuyacaksınız az sonra ben gevezelik yapmayı bitirdiğimde.
İtalyan bir yazarın eserinden Pınar Kür tarafından Türkçe’ye çevrilen ve
özgün adı, ’Lettera a un bambino mai nato’, Türkçesi ’Doğmamış Bir Çocuğa
Mektup’ olan kitaptan harika bir alıntı az sonra okuyacaklarınız. Oriana
Fallacı tarafından yazılan bu yazıya ben şapka çıkardım.
Süper. Can Yayınları’ndan çıkan kitapta benim en beğendiğim kısım burası
oldu. Buyurun bakalım gevezeliği kısa keselim lakin yazı uzun:
"Birçok babanın korkusu oğlunun motosiklete binmesidir. Ölümden ve başka
her türlü tehlikeli durumun çocuklarının başına gelmesinden korkarlar.
Benim senin başına gelmesinden en çok korktuğum şey ise hayatın zevklerini
almadan yaşayan bir eğreltiotu olmandır. Eğer yapmak istediğin şey orada
duruyorsa ve aranızda bir tehlike dikilmişse, senin yapman gereken o
tehlikeyi bertaraf edip, istediğin şeye ulaşmaktır. İşte bunu yapamazsan
hayatın ancak bir eğrelti otununki kadar heyecanlı olabilir.
Motosikletler tehlikelidir
Motosiklete bin oğlum, ama dikkat et, motosiklet tehlikelidir. O tehlikenin
üzerine aptal gibi gitme. Unutma Sun Tzu der ki; "Kötü komutanlar önce
savaşa girer, sonra nasıl kazanacağını düşünürler; iyi komutanlar önce
nasıl kazanacağını bulmadan savaşa girmezler." Önce viraja girip de sonra
nasıl çıkacağını düşünen aptallardan olma. Tehlikeleri en küçüğüne kadar
bertaraf et. Hep tam koruma kullan, bakımsız motorla yola çıkma, alkollü ya
da yorgun binme, kafan bozukken taksi tut, bilmediğin yolda risk alma,
diğer araç sürücülerinden köşe bucak kaç.
Motosiklet aşktır
Tehlikeleri nasıl dibine kadar bertaraf edeceğini bilemiyorsan sakın
motosiklete binme, çünkü o zaman bu işi beceremezsin demektir. Motosiklete
bin oğlum, çünkü motosiklet aşktır. Sadece kızlardan bahsetmiyorum,
motosiklet macerası yaşam aşkıyla doludur. Güneşi batıracağın yeri bilmek,
üzerinde yaşadığın toprakları karışı karışına gezmek, her yaş ve meslekten
insanla yolunu paylaşmak ve bindiğin makinenin üzerinde sanki çığlık
atarmış gibi kopup gitmek, hayatı dibine kadar yaşamak, ancak bu araçla
mümkündür. Motosiklet macerasının içinde yaşam aşkı olmayan insanların tek
yaptığı ise teknik detayları birbirlerine anlatarak kocaman, yararlı ama
sıkıcı bir ansiklopediyi yaşayıp gitmektir. Aşkın ucunu bırakma, heyecanlı
ve renkli ol, sıkıcı olma. Sıkıcı olacaksan arabaya binip, hafta sonları
futbol, akşamları ana haber seyrederek yaşayabilirsin, motosiklete
ihtiyacın yok.
Motosiklet bir enstrümandır
Günü yakalamayı bil oğlum, motosiklet senin yaşama enstrümanındır.
Kızlardan bahsetmiyorum dediysem, o kadar da demedim tabi. Hani bazen pembe
bir Vespa üzerinde pembe kaskla kuğu gibi giden pembe pantolonlu bir kız
görürsün ya? Git yanaş, merhaba de ona. Seni terslerse, kıza efendi gibi
bir selam çakıp gazla bana gel, ensene bir tane patlatayım, sonra bira
içmeye gideriz. Hayatı böyle yaşayacaksın işte, öküz gibi, ödlek gibi
değil. Hem efendiliğini bozmayacaksın, hem de çılgınlığını koruyacaksın. Ha
hoşlandığın bir kız mı buldun? At motorunun arkasına, Datça’ya götür onu,
Knidos’un sularıyla yıka. Can Yücel’in en sevdiğin şiirlerini okurken batan
güneşi izlet ona, Domuzbükü’nde yıldızları ört üstüne uyusun. Sonra bu
macera için bana teşekkür edeceksin.
Motosiklet bir isyandır
Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet isyandır. İnsanlık tarihi popüler
kültürler ve onlara tepkiyle gelişen kültlerle doludur. Rock tarihi, 68
kuşağı, Avrupa bohemleri, Beatnick’ler hep aynı heyecanla tutuştular. Bugün
bu ateş bir miktar sönmüş görünse de sen buna aldanma. İnsanoğlunun
doğasında isyan vardır ve motosiklet bunun dışa vuruluş şekillerinin en
güzellerinden biridir. Motosiklet bir ulaşım aracı değildir, bir isyan
aracıdır, bunu kafandan çıkarma. Hayatın rutinlerine dikkat et oğlum.
Efendi ol ama içindeki serseriyi korumayı bil, akşam eve gelince takım
elbiseni çıkarıp deri montunu giy. Her zaman kravatın olabilir ama hiç
yuların olmasın, her zaman bir patronun olabilir ama hiç efendin olmasın.
Eğer seni zincirliyorlarsa o patronu, arkadaşı ya da sevgiliyi dehleyip,
kravatı çöz, kol saatini fırlatıp at, gemileri yakmayı bil. Hayatımda
tanımaktan keyif aldığım insanların neredeyse hepsi, günü geldiğinde
hayatında radikal değişiklikler yaparken gözünü kırpmamış insanlardır. Ve
bu insanların neredeyse hepsi motorcudur.
Motosiklet dostluktur
Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet dostluktur. Bir motosiklet grubuna
mutlaka gir. O Motosiklet grubunun içerisindeki bir kavgaya ise asla girme.
Unutma ki insanın olduğu yerde sevgi de vardır, kavga da vardır. Toplumdan
soyut yaşama, yolu paylaş. Ama kimliğini de kaybetme, yolunu şaşırma.
Toplumun içinde dur, ama tek başına ayakta dur, sonuçta yol yalnız senin
yolundur unutma. Herkesle konuştuğun gibi, her tip motora da bin, tutucu
olma. "Chopper gitmiyor, dönmüyor" diyenleri takma, altındaki V motorun
ritmiyle dans etmeden isyanın ruhunu anlayamazsın. Sıkı bir enduroyla
off-road yapmadan doğaya fazla kavuşamazsın. İbrende bir kez olsun 200’leri
görmeden de adrenalin seni ilk defa içki içmiş 15 yaşındaki kız gibi sarhoş
eder durur. Herkesi dinle ama hiç kimseye kulak asma. Motosiklet türlerinin
her biri farklı amaçlarla üretilmiştir, birini seçeceksen seç, ama hepsiyle
barışık ol, hiçbirinin fanatiği olma....
Motosiklete bin oğlum / Doğmamış Bir Çocuğa Mektup
Motosiklete bin oğlum çünkü motosiklet hayattır
Nefis bir yazı okuyacaksınız az sonra ben gevezelik yapmayı bitirdiğimde.
İtalyan bir yazarın eserinden Pınar Kür tarafından Türkçe’ye çevrilen ve
özgün adı, ’Lettera a un bambino mai nato’, Türkçesi ’Doğmamış Bir Çocuğa
Mektup’ olan kitaptan harika bir alıntı az sonra okuyacaklarınız. Oriana
Fallacı tarafından yazılan bu yazıya ben şapka çıkardım.
Süper. Can Yayınları’ndan çıkan kitapta benim en beğendiğim kısım burası
oldu. Buyurun bakalım gevezeliği kısa keselim lakin yazı uzun:
"Birçok babanın korkusu oğlunun motosiklete binmesidir. Ölümden ve başka
her türlü tehlikeli durumun çocuklarının başına gelmesinden korkarlar.
Benim senin başına gelmesinden en çok korktuğum şey ise hayatın zevklerini
almadan yaşayan bir eğreltiotu olmandır. Eğer yapmak istediğin şey orada
duruyorsa ve aranızda bir tehlike dikilmişse, senin yapman gereken o
tehlikeyi bertaraf edip, istediğin şeye ulaşmaktır. İşte bunu yapamazsan
hayatın ancak bir eğrelti otununki kadar heyecanlı olabilir.
Motosikletler tehlikelidir
Motosiklete bin oğlum, ama dikkat et, motosiklet tehlikelidir. O tehlikenin
üzerine aptal gibi gitme. Unutma Sun Tzu der ki; "Kötü komutanlar önce
savaşa girer, sonra nasıl kazanacağını düşünürler; iyi komutanlar önce
nasıl kazanacağını bulmadan savaşa girmezler." Önce viraja girip de sonra
nasıl çıkacağını düşünen aptallardan olma. Tehlikeleri en küçüğüne kadar
bertaraf et. Hep tam koruma kullan, bakımsız motorla yola çıkma, alkollü ya
da yorgun binme, kafan bozukken taksi tut, bilmediğin yolda risk alma,
diğer araç sürücülerinden köşe bucak kaç.
Motosiklet aşktır
Tehlikeleri nasıl dibine kadar bertaraf edeceğini bilemiyorsan sakın
motosiklete binme, çünkü o zaman bu işi beceremezsin demektir. Motosiklete
bin oğlum, çünkü motosiklet aşktır. Sadece kızlardan bahsetmiyorum,
motosiklet macerası yaşam aşkıyla doludur. Güneşi batıracağın yeri bilmek,
üzerinde yaşadığın toprakları karışı karışına gezmek, her yaş ve meslekten
insanla yolunu paylaşmak ve bindiğin makinenin üzerinde sanki çığlık
atarmış gibi kopup gitmek, hayatı dibine kadar yaşamak, ancak bu araçla
mümkündür. Motosiklet macerasının içinde yaşam aşkı olmayan insanların tek
yaptığı ise teknik detayları birbirlerine anlatarak kocaman, yararlı ama
sıkıcı bir ansiklopediyi yaşayıp gitmektir. Aşkın ucunu bırakma, heyecanlı
ve renkli ol, sıkıcı olma. Sıkıcı olacaksan arabaya binip, hafta sonları
futbol, akşamları ana haber seyrederek yaşayabilirsin, motosiklete
ihtiyacın yok.
Motosiklet bir enstrümandır
Günü yakalamayı bil oğlum, motosiklet senin yaşama enstrümanındır.
Kızlardan bahsetmiyorum dediysem, o kadar da demedim tabi. Hani bazen pembe
bir Vespa üzerinde pembe kaskla kuğu gibi giden pembe pantolonlu bir kız
görürsün ya? Git yanaş, merhaba de ona. Seni terslerse, kıza efendi gibi
bir selam çakıp gazla bana gel, ensene bir tane patlatayım, sonra bira
içmeye gideriz. Hayatı böyle yaşayacaksın işte, öküz gibi, ödlek gibi
değil. Hem efendiliğini bozmayacaksın, hem de çılgınlığını koruyacaksın. Ha
hoşlandığın bir kız mı buldun? At motorunun arkasına, Datça’ya götür onu,
Knidos’un sularıyla yıka. Can Yücel’in en sevdiğin şiirlerini okurken batan
güneşi izlet ona, Domuzbükü’nde yıldızları ört üstüne uyusun. Sonra bu
macera için bana teşekkür edeceksin.
Motosiklet bir isyandır
Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet isyandır. İnsanlık tarihi popüler
kültürler ve onlara tepkiyle gelişen kültlerle doludur. Rock tarihi, 68
kuşağı, Avrupa bohemleri, Beatnick’ler hep aynı heyecanla tutuştular. Bugün
bu ateş bir miktar sönmüş görünse de sen buna aldanma. İnsanoğlunun
doğasında isyan vardır ve motosiklet bunun dışa vuruluş şekillerinin en
güzellerinden biridir. Motosiklet bir ulaşım aracı değildir, bir isyan
aracıdır, bunu kafandan çıkarma. Hayatın rutinlerine dikkat et oğlum.
Efendi ol ama içindeki serseriyi korumayı bil, akşam eve gelince takım
elbiseni çıkarıp deri montunu giy. Her zaman kravatın olabilir ama hiç
yuların olmasın, her zaman bir patronun olabilir ama hiç efendin olmasın.
Eğer seni zincirliyorlarsa o patronu, arkadaşı ya da sevgiliyi dehleyip,
kravatı çöz, kol saatini fırlatıp at, gemileri yakmayı bil. Hayatımda
tanımaktan keyif aldığım insanların neredeyse hepsi, günü geldiğinde
hayatında radikal değişiklikler yaparken gözünü kırpmamış insanlardır. Ve
bu insanların neredeyse hepsi motorcudur.
Motosiklet dostluktur
Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet dostluktur. Bir motosiklet grubuna
mutlaka gir. O Motosiklet grubunun içerisindeki bir kavgaya ise asla girme.
Unutma ki insanın olduğu yerde sevgi de vardır, kavga da vardır. Toplumdan
soyut yaşama, yolu paylaş. Ama kimliğini de kaybetme, yolunu şaşırma.
Toplumun içinde dur, ama tek başına ayakta dur, sonuçta yol yalnız senin
yolundur unutma. Herkesle konuştuğun gibi, her tip motora da bin, tutucu
olma. "Chopper gitmiyor, dönmüyor" diyenleri takma, altındaki V motorun
ritmiyle dans etmeden isyanın ruhunu anlayamazsın. Sıkı bir enduroyla
off-road yapmadan doğaya fazla kavuşamazsın. İbrende bir kez olsun 200’leri
görmeden de adrenalin seni ilk defa içki içmiş 15 yaşındaki kız gibi sarhoş
eder durur. Herkesi dinle ama hiç kimseye kulak asma. Motosiklet türlerinin
her biri farklı amaçlarla üretilmiştir, birini seçeceksen seç, ama hepsiyle
barışık ol, hiçbirinin fanatiği olma....